Herekli Köyü- Pişmiş kısır, Kuzu tandır

08.06.2012 | Kategori : Adana, Arşiv, Et Yemekleri, Pilavlar

Toroslar, Seyhan, Ceyhan, Çukurova…

“Orada bir köy var uzakta” denir ama bizim köyümüz çok uzak değildi. Hafta sonunda Çukurova’nın ortalarında Ceyhan nehrinin yakınlarındaki Herekli köyünde idik.

Herekli,  göz alabildiğine uzanan mısır, soya, pamuk tarlaları

ve narenciye bahçeleri ile çevrili yemyeşil bir köy. Yerlisi çoğunlukla Adana’da yaşıyor.

 

Çukurova, Akdeniz bölgesinin doğusunda, İskenderun Körfezi ile Mersin Körfezi arasında verimli bir ova. Doğuda Misis Dağına, batıda Erdemli’ye, kuzeyde Toros Dağları ile nerdeyse Aladağların eteklerine kadar uzanır. Yüzölçümü 3150 km 2 kadardır

Çukurova’nın doğusunda Ceyhan, batısında Seyhan nehirleri ve Tarsus Çayı bulunmaktadır. Ova, bu ırmaklarla beslenmektedir.

Bir dost davetiyle gerçekleşen muhteşem bir hafta sonu tatiliydi… Her dakikası ailenin bir üyesiymiş gibi büyük bir keyifle geçen ve iyice ısınan Adana’ya benzeyen sıcacık bir ortamdı.

Köyümüzde neler mi yaptık?

Sabah sporumuzu ve yürüyüşümüzü eksik etmedik.

Komşularımızın sabah telaşlarına şahit olduk.

Bahçe temizlendi. Fideler dikildi.

Meyveler toplandı. Dallar kayısı ve can eriklerinden yerlere değiyordu.

Erik,  kayısı bir tarafa bizim gönlümüz ballı dutlardaydı.

Ellerimizle dutlarımızı topladık.

Yemekler ise tek kelime ile muhteşemdi… Bunlardan sadece ikisini sizinle paylaşacağım. Biri,  benim ilk defa tattığım “ pişmiş kısır” ve tazeyken haşlanıp buzluğa atılan hardal otundan yapılan “ekşilemesi”…

Pişmiş kısır

Malzemeler

Bulgur (orta boy- her kişi için bir çay bardağı)

2- 3 adet orta boy soğan( incecik kıyılmış)

2 adet yeşil acı biber

1 adet kırmızı acı biber

Zeytinyağı (bolca)

Biber salçası (acı)

Limon tuzu

Kaynar su

Kimyon

Karabiber

Kuru nane

Maydanoz ( bolca)

Taze soğan (yeşil kısmı- bolca)

Yapılışı

Uygun bir tencereye zeytinyağı, incecik kıyılmış soğan, incecik kıyılmış kırmızı- yeşil acı biber kavrulur.

Kavrulan karışıma salça ilave edilir. Salça miktarı yağ kattıktan sonra renginin kırmızı değil mor gibi bir renk alması lazım( yapan ustanın notu:). Karabiber ilave edilir.

Salçayı da kavurduktan sonra bulgur ilave edilir ve pirinç gibi kıtır olasıya kavrulur. Burada bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum; zeytinyağı miktarının yeterli geldiğini bulgur kavrulurken kaşığı oynattığımızda oluşan boşluk yağ ile dolması gerekmektedir. Limon tuzu ilave edilir.

Kavrulan bulgura üzerini örtecek kadar kaynar su dökülür. Orta ateşte kaynatılır kısık ateşte pişirilir.

Suyunu çekip yağına oturunca ocaktan alınır ve üzerine bolca nane, kimyon ve incecik kıyılmış yeşillikler ilave edilir. İyice karıştırılır.

10 dakika dinlendirildikten sonra hardal ekşilemesi ile servis edilir.

Afiyet olsun.

Not: Bu kısırı yerken Hereklide usül yufka ekmeğinden bir parça alınır ortasına hardal ekşilemesi üzerine de pişmiş kısır ilave edilir ve dürüp yenir.

Taş fırınımızı yaktık ve içinde pitalar, pideler ve kuzu tandır pişirdik. Lezzetleri inanılmaz güzeldi…

Kuzu tandır

Malzemeler

3 parça kuzu eti ( kol kısmı)

4 soğan ( soyulup dörde bölünmüş)

15 defneyaprağı

2 yemek kaşığı kekik

2 yemek kaşığı biberiye

1 yemek kaşığı silme karabiber

1 yemek kaşığı tuz

1 yemek kaşığı silme yenibahar

1 tatlı kaşığı toz tarçın

2- 3 adet kabuk tarçın

1 su bardağı yoğurt

1 çay bardağı zeytinyağı

2 yemek kaşığı sadeyağ

1 büyük boy çelik- bakır tencere

Taş fırın

Yapılışı

Tandırı pişirmeden en az iki saat önce kuzu eti bütün halde yıkanır ve süzülür, hatta kurulanır.  Soslanır.

Sos için; et hariç sos için verilen malzemeler karıştırılır.

Hazırladığımız sosa et parçaları bırakılır ve elimizle sosu iyice alması sağlanır.

Büyükçe bir çelik tencereye etler sosuyla birlikte bırakılır tencerenin kapağı sıkıca kapatılıp, belli bir ısıya gelmiş olan taş fırının uzak bir köşesine gönderilir. Amaç etin hızlı bir şekilde değil yavaşça bütün lezzetini katarak pişmesidir.

Lokum gibi pişip, nar gibi kızarınca fırından çıkarılır en az yarım saat dinlendirdikten sonra servis yapılır.

Afiyet olsun.

Not:  Taş fırınımız yok diye üzülmeye gerek yok. Odun ateşinin bir farkı olacak tabii ki ama eti aynı şekilde marine ettikten sonra üzerini alüminyum folyo ile kapatıp 180 derece fırında suyunu salıp çekene kadar kapalı daha sonra üzeri açık bir şekilde pişirilir. Denenmiştir.

 Birlikte güzel günler- saatler geçirdiğimiz dostlarımıza çok teşekkür ederim.

Bizim geçirdiğimiz bu güzel saatleri benimle paylaşıp okuyan siz dostlarıma da güzel günler diliyorum. Ağzınızın tadı bozulmasın.

 

 

 

Bu Yazıyı Paylaş :

Facebook Twitter Google Buzz Blogger Delicious Google Bookmarks Digg Myspace Yahoo StumbleUpon StumbleUpon Reddit StumbleUpon

Benzer Yazılar

Kıyma
Kıyma
Çir Yahnisi
Çir Yahnisi
Tezgahlarda ne var?
Tezgahlarda ne var?
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yorumlar
  1. mehmet saraç Haziran 8, 2012 06:56

    sare hanım,

    anlattıklarınız sabah sabah iyi gelmedi bilesiniz.

    sevgiler

  2. Özlemaki Haziran 8, 2012 07:51

    Hepsi birden ayrı ayrı çok güzel. Böyle bir haftasonuna benim de çok ihtiyacım var.

  3. Muhal İkikardeş Haziran 8, 2012 08:59

    Merhabalar,
    Sitenizi ilk kez ziyaret ettim.Bir Adanalı olarak çok mutlu oldum.Gelenek ve göreneklerimize dair pek çok şey var burada.Devamını dilerim.
    Saygılar.

  4. derya Haziran 8, 2012 10:19

    Sare’cim orada olmak varmiş sessiz,huzurlu ve doğal.Sizler adına çok sevindim.Ayrıca sesini duymakta harikaydı görüşmek dileğiyle öpüyorum.

  5. fsbo Haziran 8, 2012 10:35

    Senin de tatlı kardesim.

  6. Işıl Yalçıner Haziran 8, 2012 18:02

    Sare’ciğim,
    Çok güzel, çok bereketli topraklarda yaşıyorsunuz inan. İnsanı öyle bir imreniyor ki tası tarağı toplayıp göçmek istiyor oralara.
    Kısırı çok severim ama bu haliyle hiç duymamıştım. Tandır da çok güzel ama benim aklım o kayısı dallarında ve dut çanağında kaldı. En sevdiğim iki meyveyi dalından yemeğe doyamam. Sizlere afiyetler olsun.
    Ben de sana keyifli gezmeler ve bol paylaşımlar diliyorum.
    Çok çok sevgiler,

  7. miyase Haziran 8, 2012 19:12

    spor yapan nine aynı benim babaannem :) biz adanadayken kulakları çınlasın zeycan teyzem vardı o hep pişmiş kısır yapardı, yanına ekşileme yufka ekmek , bide tandır e ne diyelim afiyet olsun :)

  8. pembe kekik Haziran 8, 2012 21:10

    Çocukluğumdan beri pişmiş kısır yememiştim.Sen de görmesem aklımın ucuna bile gelmezdi.Çok ama çok güzel bir paylaşım olmuş.O taş fırının yanında olmak istedim en çok.Sevgiler:)

  9. evatolyesi Haziran 8, 2012 22:07

    Fotoğraflara bakarken bayıldım şehrin kargaşasından uzak ne kadar güzel:)sizinde ağzınızın tadı bozulmasın sevgiler:)

  10. filiz Haziran 8, 2012 23:21

    Sarecigim, bu köye ben de gelmek istiyorum, o dallari yere degen agaclardan meyve yemek istiyorum… Ne kadar güzel anlatmissin ve fotograflamissin, emeklerine saglik…
    Ayrica, sayfama biraktigin o simsicacik yorumuna sonsuz tesekkürler ediyorum… Sevgilerimle arkadasim…

  11. canan Haziran 9, 2012 02:05

    Sizlerle birlikte olmak olağanüstü keyifliydi,asıl biz size teşekkür ederiz.Allah,sizler gibi dostlarla her daim birlikte olmayı nasip etsın

  12. canan Haziran 9, 2012 02:30

    Asıl biz teşekkür ederiz.Allah sizin gibi dostlarla her daim birlikte etsin

    Ne kadar güzel bir hafta sonu geçirdiğimizi size anlatamam.Asıl biz teşekkür ederiz.Allah bizleri her daim sizin gibi dostlarla beraber etsin.

  13. sare Haziran 9, 2012 17:59

    Mehmet bey, teşekkür ederim. Saygılar.

  14. sare Haziran 9, 2012 18:00

    Özlemcim, teşekkür ederim. Umarım en kısa zamanda güzel bir haftasonu geçirirsiniz. Sevgiler.

  15. sare Haziran 9, 2012 18:01

    Muhal hanım, teşekkür ederim Adana’yı çok seviyorum. Bu da benim teşekkürüm ona…
    Görüşmek dileğiyle, sevgiler.

  16. sare Haziran 9, 2012 18:04

    Deryacım, teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle, sevgiler.

  17. sare Haziran 9, 2012 18:04

    Canım kardeşim, teşekkür ederim.

  18. sare Haziran 9, 2012 18:07

    Işılcım, teşekkür ederim. Bu bereketli topraklar da hepimize yer var:))Sevgiler.

  19. sare Haziran 9, 2012 18:09

    Miyasecim, teşekkür ederim Dostlarımız sayesinde biz hem gezdik hem de tatdık. Sizlerle de görsel şölen kısmını paylaşıyorum. Sevgiler.

  20. sare Haziran 9, 2012 18:10

    Pembecim, teşekkür ederim. O taş fırında kimbilir siz ne harikalar yapardınız. Sevgiler.

  21. sare Haziran 9, 2012 18:11

    Sibelcim, teşekkürler. Bu dileklerimizin vatanımızdaki her kişi için geçerli olması en büyük dileğim… Sevgiler.

  22. sare Haziran 9, 2012 18:14

    Filizcim, teşekkür ederiz. Ne zaman isterseniz kapımız açık… Sevgilerimle…

  23. sare Haziran 9, 2012 18:16

    Canan hanımcım, teşekkür ederim. Sadece evinizin kapısını değil gönül kapınız açık… tüm güzelliklerin sizlerin ve sevdiklerinizin olması dileğiyle… Sevgiler.

  24. sare Haziran 9, 2012 18:17

    Canan hanımcım, çok çok teşekkür ederiz. Selam ve saygılar…

  25. çeşnici handan Haziran 9, 2012 20:13

    Fotoğraflar ayrı güzel tarifler lezzetler ayrı güzel nefis bir paylaşım olmuş teşekkürler.

  26. sare Haziran 9, 2012 20:38

    Handancım, teşekkür ederim.

  27. Narince Haziran 11, 2012 14:55

    Aayyy o köyde olmalıydık tas fırında ekmek pişirmeliydim. Lokumgibi eti didiklemeliydim. Ü hü ü hüü… Orda nohut mü pişmiş , sonra mı gelecek tarif? Eşim oraların kayısısını anlatıyor, buraya lezzetli kayısılar gelmedi daha. Ü hü ü hüü…

  28. sibel yüksel Haziran 11, 2012 18:13

    şimdi bu yazıya ne yazmalı bilemem ki?evin güzelliğini mi söylesem,dallardaki erik ve kayısının albenisinimi.yoksa çingilin içindeki dutları mı?şalvarlı hanımların tatlılığını mı?pişmiş kısırıda şimdi rahmet istedi rahmetli Makbule Ablamız yapardı muhteşem olurdu.fırında komşu çatlatanmış:) ama benim gözlerimi nemlendiren o güzelim nar çiçekleri.çocukluğumda onların meyve olacağını bilmez koparırdık Nenemden de paparayı yerdik.böyle güzel ve samimi paylaşımlarınız için teşekkürler.çok çok sevgiler Sare Hanım…

  29. sare Haziran 12, 2012 13:11

    Sibelcim, teşekkür ederim.

  30. sare Haziran 12, 2012 13:13

    Sevgili Narince, teşekkür ederim. Bölgede yetişen sebze- meyve yavaş yavaş tadının doruğuna çıkmaya başladı. Sevgiler.

  31. aslı Haziran 12, 2012 16:42

    Ne güzel köy burası böyle, bayıldım Sare’ciğim… Ortam, ev, bahçe, ikramlar hepsi harika görünüyor. Kısırı da bayağı pişirerek yapmışlar, çok değişik geldi bana. Yapanların ellerine sağlık olsun, sayende biz de değişik bir tarif öğrenmiş olduk. Sevgiler :)

  32. sare Haziran 12, 2012 17:55

    Aslıcım, teşekkür ederim. Tadı damağımızda kaldı desem yeridir…Sevgiler.

  33. M Haziran 13, 2012 01:09

    Ne yazacagimi sasirdim kaldim :)
    okurken ve fotograflara bakarken çok keyif aldim ;)
    sevgiyle kalin.

  34. sare Haziran 13, 2012 09:50

    Mihribancım, teşekkür ederim. Sevgiler.

Yorumlar

Yorum göndermek istiyorsanız, lütfen aşağıdaki formu doldurunuz.

Adınız (gerekli)
 : 

Email Adresiniz (gerekli)
 : 

Website Adresiniz
 : 

Yorumunuz :