Tuzekmek

Zeytinyağlı Enginar dolması

02.05.2012 | Kategori : Arşiv, Şifalı Bitkiler, Son Tarifler, Zeytinyağlılar

Bu enginarlar taaa nereden nereye geldi, bir bilseniz.

Adana’da yürüyüş- bisiklet güzergahımızda, baraj kapaklarının olduğu yerde  her enginar mevsiminde bir tezgah kuruluyor. Biz de ne zaman o tarafa gitsek tazesinden birer enginarı (yürüyüş ödülü gibi) alırız ve yerinde limon eşliğinde yeriz ve yolumuzun son etabını tamamlarız.

Enginar sadece taze değil birçok şekilde de soframızda yer alır. Bunlardan biri  zeytinyağlı enginar dolmasıdır.  Dolmayı yaptığım gün fazla birşey yapmam. Bugün de öyle oldu. Yanında maydonoz salatası vardı.

Malzemeler

6 adet enginar

11/2 su bardağı pirinç

2 büyük soğan(yaklaşık 1 kilo kadardı)

½ Türk kahvesi fincanı üzüm

½ Türk kahvesi fincanı çam fıstığı

1/2 çay kaşığı tarçın (baharat miktarlarını arzunuza göre siz ayarlayın)

1/2 çay kaşığı yeni bahar

1/2 çay kaşığı karabiber

1 tatlı kaşığı şeker

Tuz

1/2 demet nane

1/2 demet maydanoz

1/2 demet dereotu

Yapılışı

Enginarlar temizlenir. Bunun için;  Enginarlar yıkanır.  Büyükçe bir kaba su doldurulur ve içine yarım limon sıkılır. Enginarın dışındaki yaprakların sivri uçları mutfak makası ile kesilir. Yapraklar yavaşça açılarak ortasındaki tüylü kısım bulunur ve kaşık ile etli kısmına fazla geçmeden tüyler kazınır, bir sudan geçirilir ve hazırlanan limonlu suda bekletilir. Enginarların tamamı temizlenip limonlu suda beklemeye alınır.

İç için; İncecik kıyılan soğanlar 3/4 su bardağı zeytinyağı ile şeffaflaşıp hafif karamelize olana kadar içinde kuş üzümü ve çamfıstığı ile birlikte kavrulur.

Üzerine iyice yıkanmış pirinç katılır üzerine tuz ve şeker ilave edilip biraz daha kavrulur.

Kavrulan pirinçlerin üzerine yarım su bardağı su ilave edilip pişirilir.

Pişen iç pilavın üzerine incecik kıyılmış maydanoz, dereotu, nane ve yenibahar, karabiber ve tarçın serpilir. Tencerenin kapağı kapatılır ve ılıyana kadar bekletilir.

Enginarlar da  süzgeç üzerine alınıp, suları akıtılır.

Enginarların ortasına taşmayacak şekilde 2- 3 yemek kaşığı iç pilav ile doldurulur.

Enginarların hepsi bir tencereye dizilir üzerine azcık deniz tuzu çekilir. Yaklaşık 2 su bardağı su ile önce orta daha sonra kısık ateşte pirinçler pişene kadar pişirilir.

Servis tabağına alınır üzerine azcık sızma zeytinyağı gezdirilir, yanında limonla servis edilir.

Afiyet olsun.

Not: İç pilavı pişirirken  yeterince zeytinyağı kullandığım için pişirme sırasında enginarların üzerine zeytinyağı ilave etmedim. Servis tabağına aldıktan sonra üzerine sızma zeytinyağı gezdirdim.

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 26 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Pazarlar Şenleniyor- II

Kaya koruğu turşusu

Gözlerimizi kapatmaya devam ediyoruz,  bir başka pazara gidiyoruz.

Tesadüfen fark edip azcık dinlenmek için verdiğimiz molada gezdiğimiz ve hayran kaldığımız bir pazar… Hadi hep beraber gezelim.

Bu pazarı meyvelerle başlatıyorum.  Şimdi altın çileklerin zamanı…

               o kadar bol ki

             kara dutlar,

        can erikleri burada biraz daha irileşmişti,

çağlaların çıtırlığına diyecek yoktu,

pepino dağları

       muz memleketinde muzsuz olmaz

pazarın misafirleri de vardı

birbirinden lezzetli peynirler,

        çeşit çeşit baharatlar ve kuru bakliyat,

ev yapımı  sumaklar ve kepekli un

köyden gelen tazecik yumurtalar,

ve alabildiğine yeşillikler

sebzeler

tazesi ve kurusuyla şifalı otlar,

bu mevsim aynı zamanda ekim-  dikim zamanı, tohum ve fideler,

üreticisiyle,

pazarda hazırlanan yemek

           ve yenen yemek

veee benim için pazarın yıldızı, ilk defa tazesini gördüğüm kaya koruğu

Kaya koruğu turşusu

Bu turşu tarifi bize pazardan geldi.

Malzemeler

Kaya koruğu

sarımsak

tuz

bir dal dereotunu sadece bir bölümü(kokuyu fazla etkilemesini istemedim)

sirke

su

Yapılışı

Kaya korukları yıkanır ve uçları temizlenir.

Turşuyu saklayacağımız bir cam kavanoza kaya koruğu doldurulur.

Alınan kaya koruğunun saklanacağı kavanoz esas alınarak sirke ve su karışımı  2/3 ü sirke 1/3 ü ise su olacak şekilde doldurulur.

Fotoğrafta göreceğiniz kavanoza 1 yemek kaşığı turşu tuzu ve 3 diş sarımsak ve üzerine çok az dereotu ilave edip, sakladım.

Afiyet olsun.

Not: Turşuyu kurduğumun 2. gününde koruklar sararmaya ve 5. günde ise yenebilecek kıvamda idi.( tadına baktığımda biraz tuza ihtiyacı vardı, buzdolabında sakladığım için tuz ilave etmedim)

Koruklar çok taze idi, haşlamaya gerek kalmadı.

Yazmadan geçemeyeceğim bir şey daha var. Satıcı turşu da kullanacağım sirke için illaki Niğbağ ve Asmam diye ısrar etti o yüzden ben de bulup onunla yaptım.

Fotoğraflar Mersin’in Anamur ilçesinde kurulan pazarda çekilmiştir.

 

 

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 22 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Pazarlar Şenleniyor- Adana

Nereye? Pazara gidiyorum.

Gözlerinizi kapatın ve mevsimin en güzel ve en taze sebzelerinin ve otlarının satıldığı,  nerdeyse hepsinin yörede yetiştirilen ürünler olan bir pazara götürüyorum. Pazarda neler mi var. En tazesinden enginar,

iç bakla,

yeşil fasulye ve  bezelye,

daha yeni tezgahları süsleyen, elma gibi yiyebileceğiniz firik soğanlar,

taneleri iyice irileşen sarımsaklar

ipek gibi Tarsus beyazının yaprakları

her çeşit yeşil ot… Pazarımızın emektarı, her türlü yeşilliği bulabileceğiniz ninesi…

anason kokulu arapşaçları,

yayladan yeni inmiş kendine özgü bir kokusu olan çiriş otları( tarifi yakında)

biraz sonra tarifini paylaşacağım zahter,

yeşillikler,

çıtır çıtır salatalıklar

artık bitmek üzere olan bal ve mantaş kabakları

ve yenisinin çıkmasına daha biraz olan mor soğanlar

Zahter Salatası

Şimdi en güzelinden zahter zamanı… İki haftadır görüyorum ve hemen alıp, sizlerle salatasını paylaşmak istedim.

Yakıcı, hoş kokulu bir lezzet ki, inanılmaz güzel…

Malzemeler

250 gr zahter (elimle üst kısmını tam olarak aldım, diğer kısmını aşağıya doğru sıyırıp temizledim. Yaprakları bıçakla kıyamadım:(( ve bütün bıraktım)

1/2 demet maydanoz ( orta kalınlıkta doğradım)

2-3 yeşil soğan ya da 1 orta boy mor soğan( incecik doğranmış- yeşil soğan kullandım)

Sos

1 tatlı kaşığı pul biber

2-3 çorba kaşığı sızma zeytinyağı

1 yemek kaşığı nar ekşisi

Yarım taze sıkılmış limon suyu

Tuz kullanmadım.

 

Yapılışı

Zahterin yaprakları temizlenir ve tuzlu- sirkeli suda yıkanır.

Yıkanan yapraklar doğranıp(doğramadım) tuzla ovulur ve tekrar yıkanır.  Bu işleme sebep; otun biraz sert olan acısını azaltmak.

Zahter yaprakları ile incecik doğranmış soğanlar karıştırılır. Kıyılmış maydanoz ilave edilir.

Sos malzemesi birbirine iyice karıştırılır,  salatamızın üzerine dökülür güzelce karıştırılır ve servis yapılır.

Afiyet olsun.

Not: Bu salata;  benim için bir yöresel kaynak olan Sayın Süheyl Budak beye ait olan Antakya Mutfağı kitabından alınmıştır. Emekleri için kendisine buradan teşekkür ederim.

Zahter salatası,  firik pilavına bir yakışıyor ki…

Şimdiler kekiğin en taze zamanıdır. Bu bitkinin mor çiçeklerinin değeri otun kendisinden daha fazla imiş ve bildiğimiz meşhur kekik yağı da bu çiçeklerden elde ediliyormuş.( satıcı notu)

Adana’da sebze- meyve pazarları  farklı saatlerde çalışıyor. Nasıl yani derseniz; mesela  Salı-  öğlen kurulan pazar ertesi gün öğlene kadar,  sebze- meyve akşam pazarda kalıyor bir bekçi nezaretinde…

Pazar daha yeni kurulduğu için kalabalıkta değildi. Fotoğraf makinesiz gezemez olunca izinlerini alarak anları yakalamaya çalıştım. beğendiğinizi umarım.

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 14 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

İncir Reçeli

24.04.2012 | Kategori : Arşiv, Reçeller, Türk Dünyası Mutfağı

Bugünlerde Nisan güllerinin hoş kokulu yapraklarından yapılan gül reçeli zamanı ama ben baharın yemyeşil incirlerini de kaçırmak istemiyorum.

En sevdiğim meyvelerden biri olan incirin yaşı,  kurusu ve reçeli benim vazgeçilmezlerimdendir.

Ege’de kaldığımız dönemde baharda çıkan, yenmeyen meyvesinden reçelini yapmasını öğrenmiştim. Hoş kokulu ve yemyeşil incirlerden yapılan bir reçel. Kahvaltının güzeli ve yemek sonrasında da tatlı olarak sunabileceğimiz  göz alıcı bir ikram oluyor.

İncir,   anavatanı  sayılan  Anadolu’dan başlayıp Afganistan’a kadar yetişen dutgiller familyasına ait bir bitki… İncir ağacı,  biliyorsunuz çiçek açmıyor onun yerine dişi ve erkek ağaçlar bulunuyor. Ağaçlarda yenmeyen ilk meyvelerde tozlaşmayı mazı böcekleri sağlıyor.

 

Besin değeri çok yüksek olan incirin bileşimini %30-40şeker, A,B,C vitaminleri oluşturmaktadır. Yapraklarındaki süt, “incir sütü” olarak bilinir ve halk arasında siğillere karşı kullanılır. Siğilin üzerine damlatılan süt, siğilin yok olmasını sağlıyor. Bu sütle incir uyutması da yapılabiliyor.

Bu yenmeyen incirlerden; bir yeşilken bir de sararıp dökülmeye yakın reçelleri yapılıyor.

 

Malzemeler

105 adet incir (benim topladığım miktar)

2 ½  kilo şeker

3 litre su

5-10 adet karanfil( karanfil sever olmanıza göre sayıyı ayarlayın)

Küçük bir parça göz taşı( incirin rengini kaybetmemesi için)

Limon tuzu

 

Yapılışı

İncirden akan beyaz sıvıya dikkat ederek başları temizlenir ve iyice yıkanır ve süzdürülür.

Büyükçe bir tencere su ile doldurulur üzerine incirler ve ufacık göztaşı katılır ve incirleri çok fazla yumuşatmadan haşlanır.

Haşlanan meyveler soğuk suya alınır ve birkaç defa soğuk suyla yıkanır.

Haşlanan incirlerin birkaçına karanfil takılır ve ince uçlu bir bıçakla ya da kürdanla meyvelere birkaç defa batırılır. Bu işlemi, meyvelerin şerbeti alması kolaylaştırmak için yaptım çünkü haşlarken bir kısmı büzüştü.

Çelik bir tencereye şeker ve su önce harlı, kaynadıktan sonra orta ateşte şekeri eriyene kadar karıştırarak kaynatılır, kaynamaya başladıktan sonra incirler ilave edilir. Kısa bir süre daha kaynatılır ve tencere ocaktan alınır. İncirler şerbetin içinde iken bir gece bekletilir.

Ertesi gün şerbetteki incirler süzgeçle alınır, şerbet orta ateşte kıvamı almasına yakın incirler ve limon tuzu ilave edilir ve reçel kıvamını alana kadar kısık ateşte kaynatılır.

Biraz soğuduktan sonra kavanozlara doldurulur.

Afiyet olsun.

 

Not: Reçelin kıvamını kaşıktan akan şerbetin hızlı bir şekilde damla damla şeklinde değil uzayarak akarsa ya da bir porselen,  soğuk su dolu tabağa damlatılınca, dağılmıyorsa oldu demektir.

Kahvaltılarda ve tatlı olarak kullanılabildiği gibi parfe, kek ve süslemelerde de kullanabilirsiniz.

 

 

 

 

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 28 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Çağlalı

 

Türk mutfağının en önemli özelliklerinden biri de meyvelerin yemeklerimizde kullanılmasıdır. Erik, vişne, çağla- badem,  ayva ve sayamadığım diğerleri… Bunlardan ayvalıyı,  kışın yaptığımda sizlerle paylaşmıştım.

Zamanı geçmeden yapmaya niyet ettiğim bu geleneksel yemeği kuzu pirzola ile kendi usulümce yaptım. Çağlanın baygın ekşisi ile etin lezzeti birbirini çok sevmişti. Yeni tatlara açıksanız kesinlikle öneririm.

Malzemeler

250 gr taze badem- çağla

4 adet pirzola

1 orta boy mor soğan

5-6 adet sarımsak

3- 4 yemek kaşığı zeytinyağı

Tuz

Karabiber( taze çekilmiş)

Zerdeçal (çay kaşığının ucuyla)

 Yapılışı

Döküm tencereye 2 yemek kaşığı zeytinyağı ilavesiyle ısıtılır ve orta kalınlıkta ay şeklinde doğranmış soğanlar ve bütün haldeki sarımsaklar ilave edilir ve sotelenir. Soğanlar ve sarımsaklar hafif karamelize olunca pirzolalar ilave edilir üzerine tuz ve karabiber çekilir ve alt üst yaparak suyunu salmasına fırsat vermeden kızartılır.

Etler, tencereden  alınır bir yemek kaşığı daha yağ ilave edilip üzerine yıkanıp,  başları alınmış çağlalar bırakılır ve birkaç dakika sotelenir.

Etler çağlalarla aynı tencerede buluşturulur. Birkaç dakika da birlikte pişirilip üzerine zerdeçal ilave edilir. 1 su bardağı sıcak su katıp, kaynayıncaya kadar orta kaynadıktan sonra kısık ateşte her ikisi de lokum gibi olana kadar pişirilir.

Not: Yemeğin pişmesi su ilave ettikten sonra yaklaşık 20 dakika sürdü.  Süreyi ve suyu gerektiği ölçüde siz ayarlanın.

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 14 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Portakal Çiçeği Reçeli

Esans Kokulu Şehir- Portakal Çiçekleri

Bu günlerde evlerimizin içini portakal çiçeklerinin kokusunun sardığını söylemek  yalan olmaz. Bu kokuyu bir de kayıt altına almak gerekir, bu da ancak onu damaklarda hissedilmesi ile gerçekleşir.

Portakal çiçeklerinden reçel yaptım.  Kokusu, sizlere  kadar ulaştı mı?

Portakal çiçeklerinin açması nerdeyse bitmek üzere, bir kısmı ” yollarına güller döktüm” misali yollara döküldü, bir kısmı ise meyveye  durdu. Ay sonuna doğru biraz da minnacık meyvelerden dökülür. Dalda kalanlarda size- bize  yeter sanırım:))

Portakal çiçeği reçelinin bir de hikayesi var. Bundan birkaç yıl önce kardeşimin çok sevdiği Adana’lı öğrencisinden bir paket gelmişti. Kutuyu merakla açtığımızda etrafı muhteşem bir koku sarmıştı. Portakal çiçekleri…

O zaman da kendimizin geliştirdiği şekilde, bir kısmından reçel yapmıştık.

Kısmette bu reçeli burada yapmak da varmış. Reçeli,  gerçek bir  Adana’lı olan  Sayın  Nursen Doğan‘dan aldığım tarifle yaptım. Tek kelimeyle muhteşem oldu. Biraz önce kavanozuna boşalttım, evin kokusu inanılmaz güzel.

Fotoğrafları çekerken geçen gün yaptığım tatlı taze peynirin üzerine de döktüm.  Görüntü ile yetinemedim ve yedim de, mmm…

 

Malzemeler

1 ölçü portakal çiçeği taç yaprakları

2 ölçü şeker

3 ölçü su

Limon tuzu (küçük bir parça)

Yapılışı

Ayıklanan portakal çiçekleri incitmeden yıkanır.

Çelik bir tencerede üzerini örtecek kadar soğuk su ilavesiyle haşlanır. Süzülür. Bu işlem iki kez yapılır. Süzülen suları atmadım belki bir şeylerde kullanırım.

Şeker, su ve çiçekler bir kapta şeker eriyene kadar karıştırılarak orta ateşte pişmeye alınır. Kaynadıktan kısık ateşte kıvamı koyulaşana kadar kaynatılır, olmasına yakın limon tuzu atılır.

Afiyet olsun.

Not: Takip ettiğim bazı yabancı yemek bloglarında,  özellikle Orta- doğu mutfağında bizim tatlılarda gülsuyu kullandığımız gibi, portakal çiçeği suyunu kullanıyorlar.

Bir çağrı yapmak istiyorum. “Portakal çiçeklerimiz boşa gitmesin

Ağzınızın tadı hiç bozulmasın.

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 28 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Tirşik bastırması

Kahramanmaraş’tan Adana’ya kadar olan bölgede daha yaygın olan ve şimdilerde Nisan yağmurları ile serinleyen bölgemizde tazeliğini koruyan tirşik bir başka şekliyle, söz verdiğim üzere karşınızda…

Bu sefer adı ekşileme değil bastırma.  Tirşik çorbası da deniyor. Bastırma denmesinin nedeni üzerinin örtülüp  bir gece sıcacık mayalandırılması…

Bu çorba sıcak ve soğuk içilebiliyor. Yazın soğuk tercih edildiği için taze iken bolca toplanıp, buzlukta donduruluyor ve ne zaman arzu ederlerse bolca yapılıp tüketiliyor.

 

 

Malzemeler

½ kg aşurelik buğday

1 kg süzme yoğurt

1 demet tirşik otu

2 yemek kaşığı un

 

Yapılışı

Büyükçe bir tencerede güzelce yıkanmış buğday ( eğer fırsat varsa geceden ıslatılır) üzerini geçecek kadar su ile haşlanır.

Buğday haşlanırken, tirşik otu yıkanıp temizlenir. İncecik kesilerek doğranır.

Ot doğrandıktan sonra tuzla ovalanıp acısı çıkarılır ve yıkanır.

Haşlanan buğdaya ılık iken yoğurt katılır.

Yoğurtlu buğdayın üzerine tirşik otu ilave edilir ve karıştırılır.

Bu karışımın üzerine 2 kaşık un serpilir ve tencerenin kapağı kapatılır ve üzerine kalınca bir örtü sarıp,  oda sıcaklığında mayalanması sağlanır.

Ertesi gün içerisine ılık su ilave edilerek karışım inceltilir ve kaynayıncaya kadar karıştırarak

pişirilir.

Kaynadıktan sonra düşük ateşte 30 dakika kaynatılır.

Afiyet olsun.

Bu yemeğin yapımını benimle paylaşan kendisi aslen Adana’nın kirazı ile meşhur ilçesi olan Saimbeyli’li Nesrin hanıma buradan bir teşekkür göndermek isterim.

Bugün Adana’da hava kapalı ve yağışlı ama sizi yazdan çekilmiş birkaç güneşli   Saimbeyli fotoğrafını paylaşmak istiyorum.

Saimbeyli, (1050m) Orta Toroslarda küçük bir yayla ilçesidir.

Mutlu, sağlıklı ve güzel günler diliyorum.

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 23 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Sofraya buyrun

Sizi çok güzel yöresel yemeklerin olduğu bir sofraya davet ediyorum.

Yer sofrasını bahçeye serdik ve üzerinde Hatay usulü tavuk dolma- pilav, etli kuru fasulye ve tavuklu börek ve yanında ısbatan ekşilemesi, marul salatası vardı.

 

Tavuk Dolma

Malzemeler

1 adet bütün köy tavuğu

2 adet orta boy mor soğan

1 yemek kaşığı biber salçası

½  Türk kahvesi fincanı zeytinyağı

Taze çekilmiş karabiber

Tuz

Yorgan iğnesi ve ipliği( dikmek için)

Yapılışı

Tavuk güzelce temizlenip yıkanır. Ufak kalan tüyleri de alevde yakılır.

Tavuğun içi dışı iyice kurulanır ve tuz ve azcık karabiberle ovulur.

Mor soğanlar incecik ay biçiminde kıyılır ve üzerine biber salçası, zeytinyağı, tuz ve karabiber serpilir ve tatların birbirini alması için iyice ovulur.

Tavuğun iç kısmı bu malzeme ile doldurulur ve düzgünce dikilir.

Tavuk, bir miktar geceden ıslatılmış  nohut ile birlikte bir büyük tencerede üzerini örtecek kadar su ve uygun miktarda tuz ilavesiyle haşlanır. Arada üzerinde biriken kefi alınır.

Biz bu işlemi bahçede yaktığımız maltız ocağı üzerinde yaptık. Etin lezzeti doyulmazdı. İçinde tavukla birlikte haşlanan nohutlardan biraz aldık ve suyuna da pilav saldık.

Pilav, nar gibi kızartılmış arpa şahriyeli ve nohutlu idi ve tabii ki tavuk suyu…

 

Tavuklu Börek

Malzemeler

Böreğe gelince köy unundan su, tuz ile yoğrulmuş ve yaklaşık bir saat dinlendirilmişti.

İç malzemesi ise; bıçak arası şeklinde kıyılmış tavukgöğsü, bolca ay şeklinde kıyılmış mor soğan, zeytinyağı, biber salçası tuz ve karabiber karıştırılır ve hamur gibi yoğrulur.

Dinlendirilen hamur önce pazı yapılır ve tepsi büyüklüğünde açılır. İki kat hamur bir kat iç şeklinde yapılır.

Biz on pazı hamur kullandık. Dört kat da iç serdik. Hamurun katlarına yağ sürülmüyor.  İç malzemesindeki yağ yeterli geliyor.

Böreğimizi de yakınımızdaki fırına gönderdik. Nar gibi kızartmalarını da tembih ettik.

 

Isbatan Ekşilemesi

Malzemeler

1 demet ısbatan

2 diş sarımsak

2 yemek kaşığı nar ekşisi

Tuz( gerekirse)

1 yemek kaşığı zeytinyağı

1 çay bardağı kadar su

 

Malzemeler

Isbatanlar yıkanır ve ayıklanır ve tekrar bir sudan geçirilir.

Isbatanın  suyu iyice süzüldükten sonra orta kalınlıkta kıyılır. Üzerine birazcık tuz atılıp ovulur ve yıkanıp acı suyu atılır. Suyu iyice sıkılır.

Çukur bir kaseye azcık tuz ile dövülmüş sarımsak, nar ekşisi, zeytinyağı ve su ilave edilip karıştırılır suyu az gelirse biraz daha su ilave edilir ve üzerine kıyılmış su tereleri ilave edilir ve karıştırılır.

Afiyet olsun.

 

Not: Yemeklerin tamamında halis Antakya zeytinyağı kullandık.

Bu sofrayı bize açan ve tavuk dolması ve böreğini benimle paylaşan Şahizer hanıma ve eşi Mehmet beye teşekkür ederim.

Bu yemekler Hatay- Hassa’ya bağlı Aktepe ve Hacılar tarafında yaygın olup, daha farklı yapılış şekilleri olabilir.

Burada bir ayrıntıyı da vermeden geçemeyeceğim. Tavuk dolma servis edilirken tabağa önce pilav üzerine tavuk onun üzerine biraz  soğan ve etin suyundan da azcık dökülüp verilirmiş ben bu tabağı Şahizer hanım hazırlasa da çekmeye fırsat bulamadım:((

Bu bölgede damat yolda  konuya komşuya rastlayıp da ” neden geliyorsun” diye sorulduğunda ” kayınvalideden” diye cevap geldiğinde ise;  mutlaka ” tavuk dolmayı da yedin mi” diye sorulurmş.

Yöresel adlandırılışı ısbatan olan bahar otumuzun bir başka,  bilindik adı ise su teresidir:))

En yakın zamanda ise Çankırı usulü tavuk dolmasınının tarifini vereceğim.

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 26 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Radika Ekşilemesi

 

Bahar otları; hardal, radika, Arap saçı, gömeç, tirşik, yarpuz, ısırgan, su teresi ve diğerlerine burada rahatlıkla ulaşabiliyorum. Adana mutfağı üzerine düşüncemi doğrularcasına, yerlisi bolca bu otları değişik şekillerde tüketiyor. Bu otlardan mis gibi börekler, kavurmalar ve ekşileme yapılıyor.

Gömeçden( ebegümeç) nohutlu yemeği yapıldığı gibi kısır yanına eşlikçi olarak çok revaçta,  su teresi ve radikanın vb ekşilemesi yapılıyor. Tirşikten güzelim çorbalar oluyor. Hardal otu ve Arap saçının yumurtalı kavurmaları sofraları şenlendiriyor. Bunlar benim şimdilik gözüme çarpanlar…

Dün verdiğim söz üzerine bugün sizlerle radika ekşilemesini paylaşmak istiyorum.

Çok lezzetli bir salata oluyor.

 

Malzemeler

1 demet radika

 

Sos Malzemesi

1 yemek kaşığı elma sirkesi

2 yemek kaşığı zeytinyağı ( kullanılmayabilir)

1 limonun taze sıkılmış suyu( azaltabilirsiniz)

Tuz

Pul biber( acı)

Kuru nane

Sarımsak( tuzla dövülmüş)

Yapılışı

Radikanın dışındaki sararmış veya kalın yapraklar varsa temizleyin.

Önce tuzlu suda daha sonrada tuzlu,  sirkeli suda temizlenene kadar yıkanır.

Uygun büyüklükte bir tencereye su doldurulur.

Su kaynayınca tuz atılır ve radikalar atılıp, uygun yumuşaklığa ulaşana kadar haşlanır.Tencerenin kapağı açık olarak orta ateşte 3 -5 dakika yeterli geliyor.

Haşlanan radika soğuk su dolu bir kaba alınır sonrasında iyice süzdürülür.

Suyunu iyice sıktıktan sonra orta boyda kıyılır

Uygun bir kâseye alınır.

Sos için bir kapta ise dövülmüş sarımsak, sirke, limon suyu, pul biber, nane ve gerekirse tuz biraraya getirilir. Üzerine azcık zeytinyağı damlatılır ve sos güzelce karıştırılır.

Kâseye alınan radikaların üzerine sos gezdirilir ve güzelce karıştırılır.

Afiyet olsun.

 

 

 

 

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 25 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

Fırın Karides- Ada çaylı

Dört bir tarafımız deniz ama,  milletçe balık ve diğer deniz ürünlerini az tüketiyoruz.

Biz  ise bir balıkseveriz. Deniz ürünlerinden elimize taze  ne geçerse yapıp afiyetle yemeye çalışıyoruz.

Haftaya başlarken sizlerle  Yumurtalık’tan aldığımız muhteşem jumboları paylaşmak istedim.  Bu tarif de deneme ile beğeniye dönüşüp soframıza gelir ara ara… Ada çayının verdiği aroma muhteşem oluyor. Kesinlikle öneririm.

Malzemeler

8 adet jumbo karides

1 paket mantar

1 Türk kahvesi fincanı zeytinyağı( fazla gelebilir)

1 yemek kaşığı tereyağı( eğer kendinizi şımartmak isterseniz)

1 yemek kaşığı parmesan rendesi

2 yemek kaşığı kaşar rendesi

1 baş sarımsak (soyulmuş, bütün)

Azıcık zerdeçal

1 çay kaşığı kişniş(kuru- tane)

3 adet ada çayı(dal halinde)

1 adet acı kırmızıbiber (su ilave edip, pişirirken aldım- acıyı fazlalaştırmak istemedim- tercih size kalmış)

Tuz

Karabiber

 

Yapılışı

Karidesler yıkanır ve suyu iyice alınır. Kurutulur.

Ada çayları yıkanır ve ılık su dolu kapta bekletilir.

Mantarlar yıkanır, kurutulur. Orta irilikte dilimlenir.

Döküm tencereye 2 yemek kaşığı zeytinyağı ve 2 diş sarımsakla ile orta ateşte ısıtılır. Sarımsaklar kızarınca alınır ve yağın yanmasına fırsat vermeden karidesler atılır. Üzerine karabiber ve deniz tuzu çekilir. Tane kişniş serpilir ve karideslerin güzelim pembe rengi çıkana ve alt üst hafif kızarana kadar sotelenir.

Sotelenen karidesler bir tabağa alınır.

Tencereye 2 yemek kaşığı zeytinyağı ilave edilir ve dilimlenmiş mantarlar atılıp sularını bırakmasına fırsat vermeden kavrulur. Üzerine karabiber ve tuz çekilir.

Mantarların sotenmesinin sonuna doğru çay kaşığının ucuyla zerdeçal ve sarımsaklar atılır, bir süre daha kavrulur.

Kavrulan mantarlar ve karidesler gene aynı tencerede 2 yemek kaşığı zeytinyağı ilavesi ile bir araya getirilir ve üzerine 3 dal ada çayı atılır.

Lezzetlerinin birbirini alması için bir iki sefer karıştırılır. Üzerine 1 Türk kahvesi fincanı sıcak dökülür ve kısık ateşte suyun 1/3 ü kalasıya pişirilir.

Pişen karidesler ve mantarlar fırın kabına alınır üzerine küçük parçalar halinde tereyağı ve parmesan ve kaşar rende serpilir ve 200 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

Afiyet olsun.

 Mutlu bir hafta diliyorum.

 

 Not:  O gün soframızda karidese, bol naneli tabule ve radika ekşilemesi eşlik etti.

Radika ekşilemesini yarın  yayınlayacağım:))

Bu Yazı İçin Şuana Kadar : 18 Yorum Yapıldı.. Görüntülemek İçin Buraya Tıklayın

Benzer Yazılar

Benzer Yazılar

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »